Deri et midir? İzmir sıcağında eriyen düşünceler ve varoluşsal krizler
Herkese merhaba! Bugün Gabi olarak sizlere “Deri et midir” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz.
İzmir’de yazın öğle vakti sokakta yürümek, felsefe okumaktan daha hızlı insanı sorgulatıyor. Çünkü güneş tam tepeden bakarken insanın aklına çok daha “önemli” sorular geliyor: Neden yaşıyorum, neden simit 12 lira, ve en kritik olanı… Deri et midir?
Bu soruyu ilk duyduğumda bir kafede oturuyordum. Yan masada iki kişi ciddi ciddi “deri mont vegan sayılır mı?” tartışıyordu. Ben de o an çayı bir yudum aldım, içimden şu geçti: “Ben 25 yaşındayım ve hayatımın bu noktasında bu soruya maruz kalıyorsam, demek ki evren benimle dalga geçiyor.”
Ama sonra düşündüm. Çok düşündüm. Hatta fazla düşündüm. İzmir sıcağında fazla düşünmek, telefonun %3 şarjla TikTok açmaya çalışması gibi: sonuç kaçınılmaz.
Bir genç yetişkinin zihninde Deri et midir? krizi
Ben 25 yaşında, İzmir’de yaşayan, arkadaş grubunda sürekli şaka patlatan ama gece yatağa girince “Acaba o şakayı fazla mı kaçırdım?” diye 2 saat düşünen biriyim.
Geçen gün arkadaş ortamında konu döndü dolaştı yine geldi:
“Abi deri aslında et mi ya?”
Sessizlik.
O an sanki herkes aynı anda Wi-Fi sinyalini kaybetti.
Ben de klasik refleksle konuya girdim:
“Deri et midir? sorusu aslında insanın kendi varlığını sorgulama biçimi olabilir…”
Kimse gülmedi.
Çünkü ben ciddileşince ortam genelde Netflix’in dram kategorisine dönüyor.
Arkadaşım Mert direk kesti:
“Sen yine felsefeye bağladın, biz sadece mont konuşuyorduk.”
Ama işte ben duramam. Beyin sürekli çalışıyor. İzmir’de martı sesi bile bazen “deri et midir?” diye yankılanıyor kulağımda.
Market reyonunda başlayan varoluş
Bir gün markette tavuk alırken, paketli et reyonunda durdum. Etler dizilmiş, plastik ambalajlar parlıyor, her şey çok steril.
Yan tarafta deri ürünleri reyonu yok ama beynim orayı kendi oluşturdu.
Kendi kendime mırıldandım:
“Şu tavuk derisi… teknik olarak etin bir parçası mı yoksa ayrı bir varlık mı?”
Yanımda yaşlı bir amca vardı. Bana baktı.
Baktı.
Ve uzaklaştı.
O an anladım: Bazı sorular yüksek sesle düşünülmemeli.
Ama yine de içimdeki ses susmadı:
“Deri et midir? Yoksa etin kendini dış dünyadan koruma yöntemi mi?”
Bunu düşündükçe daha da kötü oldum. Çünkü artık sadece et değil, ben de sorgulanıyordum.
Arkadaş ortamı: Mizah ve kaos dengesi
Bizim arkadaş grubu tam bir laboratuvar. Her konu eninde sonunda absürt bir yere bağlanır.
Bir gün sahilde oturuyoruz. Konu yine saçma bir şekilde evrildi.
Selin dedi ki:
“Derinin yenilenmesi çok hızlı değil mi ya?”
Ben hemen atladım:
“Evet ama bu bizi şuraya götürüyor… Deri et midir, yoksa sadece etin dış katmanı mı?”
O an 3 kişi aynı anda “yeter” bakışı attı.
Ama işte problem şu: Benim beynim bir konuyu bırakmıyor. Özellikle İzmir sıcağında.
Bir yandan dondurma eriyor, bir yandan ben eriyorum, bir yandan da felsefi kriz:
“Ben et miyim? Deri miyim? Yoksa sadece çok düşünen biri miyim?”
Selin en sonunda dedi ki:
“Sen sadece açsın.”
Belki de haklıydı.
İç sesimle yaptığım tartışmalar
İç sesimle sık sık tartışırım. O genelde daha pragmatiktir, ben daha dramatik.
Ben:
“Deri et midir? Bence bunun biyolojik ve felsefi boyutu var.”
İç ses:
“Abi saat 2, uyu.”
Ben:
“Ama düşün, deri canlıyken var ama et gibi kesilip yenmiyor…”
İç ses:
“Kimse seni şu an dinlemiyor.”
Bu noktada genelde yeniliyorum. Ama sabah olunca tekrar başlıyorum. Bu bir döngü.
İzmir sıcağı ve düşünce çarpan etkisi
İzmir yazı ayrı bir deneyim. Sıcak 38 derece, asfalt 58 derece, beyin 100 derece.
Böyle bir ortamda insanın aklına normal şeyler gelmez.
Mesela bir gün vapurdayım. Deniz hafif dalgalı. Martılar bağırıyor.
Bir anda düşündüm:
“Eğer deri bir koruma katmanıysa, etin zırhıysa… o zaman biz aslında katman katman bir varlık mıyız?”
Yanımda oturan adam telefonda “evet abi geliyorum” diyordu. Hayatına normal devam ediyordu.
Ben ise içimde şu soruyla savaşıyordum: Deri et midir?
O an fark ettim ki bazı insanlar sadece yaşar, bazıları ise yaşarken düşünce labirentine düşer.
Ben ikinci gruptayım.
Bir kahve dükkanında gelen aydınlanma
Bir gün kahve içiyorum. Barista latte yaparken köpüğü kalp şeklinde yaptı.
Tam o an beynim:
“Kalp de etten. Ama sembol olarak kullanılıyor. Deri de benzer bir şey olabilir mi?”
Kendi kendime gülüyorum.
Barista:
“Bir şey mi dediniz?”
Ben:
“Yok… sadece Deri et midir? diye düşünüyordum.”
Barista bakışlarını yavaşça uzaklaştırdı. Sanırım o gün benimle duygusal bağ kurmamaya karar verdi.
Ama o kahve bana bir şey öğretti:
Bazı soruların cevabı yoktur, ama kahve yine de içilir.
Bilimsel gibi görünen ama aslında tamamen dağınık düşünceler
Şimdi ciddi bir şey söyleyeceğim gibi olacak ama değil.
Deri, vücudu kaplayan bir yapı. Et ise kas dokusu.
Ama insan beyni şöyle çalışıyor:
“Kaplayan şey = etin parçası mı?”
İşte ben burada takılı kalıyorum.
Çünkü zihnim şöyle devam ediyor:
Eğer deri etten geliyorsa
Ama etten farklıysa
O zaman deri bağımsız bir şey midir?
Ve en sonunda yine aynı noktaya geliyorum:
Deri et midir?
Cevap yok.
Ama soru var.
Ve bazen sadece bu bile yeterince rahatsız edici.
Gündelik hayatta Deri et midir? yansımaları
Duş alırken bile aklıma geliyor.
Suyun altında:
“Bu deri temizleniyor ama altındaki et aynı kalıyor. Bu nasıl bir sistem?”
Sonra şampuanın kokusu devreye giriyor ve düşünce dağılıyor.
Alışveriş yaparken:
Derin dondurucuya bakıyorum.
“Et burada bekliyor. Deri üstümüzde.”
Garip bir ayrım.
Sanki vücudumuz iki ayrı departman gibi.
Küçük kriz anı: aynaya bakmak
Bir sabah aynaya baktım. Yorgun gözler, hafif sakal, klasik 25 yaş İzmir erkeği görünümü.
Kendime dedim ki:
“Sen nesin?”
Cevap gelmedi.
Ama iç sesim fısıldadı:
“Abi önce kahve.”
Yine de o an şunu düşündüm:
Eğer ben etsem, deri sadece bir yüzey mi? Yoksa ben dediğim şey tamamen katmanlardan mı oluşuyor?
Ve tekrar: Deri et midir?
Sonuç gibi duran ama aslında olmayan bir farkındalık
Hayat bazen çok ciddi sorular soruyormuş gibi yapar ama aslında sadece seni oyalıyordur.
Benim için “Deri et midir?” sorusu tam olarak böyle bir şey.
Bir gün arkadaş ortamında şaka olarak başladı, sonra markette ciddileşti, sonra sahilde felsefeye dönüştü, en sonunda kahve köpüğünde varoluş krizine evrildi.
Ama belki de mesele cevap değil.
Belki mesele şu:
İnsan bazen sırf düşünmek için düşünür.
Ve İzmir sıcağında bu düşünceler biraz daha hızlı erir, biraz daha dağılır, biraz daha absürt hale gelir.
Ama yine de şunu biliyorum:
Bir gün biri yine soracak:
“Deri et midir?”
Ve ben muhtemelen yine fazla ciddiye alıp aynı döngüye gireceğim.
Gabi olarak “Deri et midir” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!