İçeriğe geç

Sıvıları neyle ölçeriz ?

Sıvıları Neyle Ölçeriz? Bir Anın İçindeki Anlam

Hayat, bazen bir ölçüm gibi gelir insana. Ne kadarını, ne zaman, nasıl alacağımızı ölçerken bir anı kaçırırız. Yıllar sonra bile hatırladığımız küçük anlar, aslında çok büyük bir anlam taşıyabilir. Her şey bir sabah Kayseri’deki mutfakta başladı. O kadar basit bir soru vardı kafamda: “Sıvıları neyle ölçeriz?” Ama bu basit soru, aklımda bir sürü farklı düşünceyi, duyguyu ve hatırayı harekete geçirdi.

Sıvı Ölçerken Kaybolan Zaman

O sabah, annemin mutfakta neşeyle bağırdığı sesiyle uyandım. Yemek yapmak onun için bir nevi terapiydi. Ancak, bu sabah biraz daha farklıydı. Benim için de bir şeyler değişiyordu. Duygusal olarak karmaşık bir dönemden geçiyordum; kafamda bir sürü soru, bir sürü kaybolmuş umut. Kendi içimde, bir şeyi ölçmek, bir şeyi netleştirmek için sürekli bir çaba vardı. Sıvıları neyle ölçeriz diye düşünürken aslında hayatın karmaşasını ölçmeye çalışıyordum.

Annem, sabah kahvaltısı için çorba hazırlıyordu. Bir yandan karıştırıyor, bir yandan bana sesleniyordu: “Hadi, şu suyu ölçüp getirebilir misin? Şu kaba bir litre su koymamız lazım.” O an gözümde canlanan bir sahne vardı: Birkaç yıl önce, annemin aynı işlemi yaptığı zamanı hatırladım. O zamanlar, her şeyin ölçülmesi gerekiyordu. Her şey bir düzene, bir dengeye oturtulmalıydı. Ama ben ne kadar ölçüm yaparsam yapayım, içimdeki belirsizliği bir türlü gidermiyordum.

Kendime sordum: “Sıvıları neyle ölçerim ki? Bir litrelik ölçü kabı mı, bir bardak mı, yoksa bir başka şey mi?” Bu basit soru, birdenbire düşündürmeye başladı. Sadece sıvıların ölçülmesi mi, yoksa hayatın kendisi de ölçülebilir miydi?

Ölçülen ve Ölçemediğimiz Şeyler

O gün, annemin mutfakta hazırlıklarını yaparken, ben de kafamda bir türlü netleşmeyen bir sorunun peşine düştüm. Sıvıların ölçülmesi kolaydı; bir kabın içine koyup, işte ne kadar olduğunu görüyorduk. Ama duygular? Zihnimdeki karmaşa? Bunları neyle ölçebilirdim? Sevgi, kaygı, mutluluk… Bütün bunlar, içimde sürekli dönen sıvılar gibi akıp giderken, hiçbir şekilde net bir ölçüsü yoktu. Ne kadar fazla olduğunu, ne kadar eksik olduğunu, ya da ne kadar doğru bir noktada olduğumu nasıl bilebilirdim?

Bir yandan annemin bana “su ölç” demesi, bir yandan ise kendimin “duygularımı ölçme” çabam arasında bir bağ kurdum. Su, netti. Kesin bir miktar vardı ve ölçülüyordu. Ama duygular? İçinde kaybolduğumuz bir okyanus gibiydi. O an anlamaya başladım ki, belki de hayat, sıvıları ölçmek gibi değil. Belki de ölçmeye çalıştıkça, daha fazla kayboluyorduk.

Duyguların, Su Gibi Akıp Gitmesi

Akşam saatlerine doğru, annem yine mutfaktaydı. O sırada ben bir içki koymak için mutfağa gitmişken, birden dikkatimi çekti. Bir bardak suyu ölçerken, her şeyin aslında gözle görülmeyen bir ölçüyle belirlendiğini fark ettim. Annem bile bir şeyleri hazırlarken, içindeki duyguları ölçmeden yapmıyordu. Kimi zaman sabırla, kimi zaman hayal kırıklığıyla, kimi zaman da neşeyle… “Sıvıları neyle ölçeriz?” sorusu, tam o an, bir metafora dönüştü. Belki de duygularımızı en iyi, zamanın ve anın kendisiyle ölçebiliyorduk.

Sonuç: İçsel Ölçümler ve Hayatın Akışı

Şimdi düşünüyorum da, o sabah annemin sıvı ölçerken kullandığı ölçü kabı, belki de hayatımın ölçüsüydü. Bir süre daha bu soruyu düşündüm: Sıvıları neyle ölçeriz? Ama nihayetinde, sıvıları ölçmek kadar, duyguları anlamak ve içsel dengeyi bulmak çok daha karmaşık. Belki de hayat, tam bu noktada bir sıvıya benziyor: Sürekli değişen, farklı şekillerde akıp giden, her zaman sabit olmayan ama yine de sürekli bir yerden bir yere ulaşan.

Bugün, sıvıları ölçerken içimdeki kaybolmuş umutları, kaygıları, hayal kırıklıklarını ölçemememin farkına vardım. Ama belki de önemli olan, ölçmeye çalışırken duygularımızı kaybetmemekti. Sıvıları, evet, bir kabın içine koyarız ama duyguları… Onları ancak zamanın içinde, bir anın akışında hissedebiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
ilbet bahis sitesi